Etiket arşivi Sağlıklı Yaşam

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Kalori Kısıtlaması=Diyet!!!

Metabolizma hızını nasıl yükseltelim?
(Nasıl zayıflanır)

Merhaba sayın okurlarım. Geçen haftaki yazımda metabolizma hızını tanımlayıp etkileyen faktörleri konuştuk.

Metabolizma hızımızı yükselterek fazla kilolarımızdan daha kolay kurtulabiliriz. Bunun için yapmamız gerekenlere patik bilgiler çerçevesinde bakmaya ne dersiniz?

Aç kalmak metabolizmayı yavaşlatır, az ve sık yemek metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağından 5 – 6 öğünden oluşan beslenme şeklini benimsemek gerekir (Günde 5×600/800 kalorilik beslenme).

  • Ara öğünler: Light süt / yoğurt / ayran, kepekli bisküvi, küçük sandviç, kuru veya taze meyveler…

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Sağlıklı Beslenme İçin Pratik Bilgiler!!!

Sağlık Beslenmede Enerji Dengesi!!!

Merhaba sayın okurlarım. Geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim isterseniz. Size okuduklarım ve araştırmalarımla edindiğim bilgileri aktarmaya devam edeceğim.

Herşey farkındalıkla başlar. Bilirsek ve farkında olursak yaşam biçimimizi de ona göre ayarlarız.

Geçen hafta Üstadımız İbn-i Sina’dan bir söz nakletmiştim. Şimdide Hipokrat’ın bir sözünü aktarmak istiyorum “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kısmı da hastadır” Aslında yüzyıllar öncesinde özetlemiş. Burada önemli olan ne yediğimiz gerisini zaten vücut makinası hallediyor. Biraz bu kısma değinip pratik bilgilere bakalım.

Önceki yazımda bazal metabolizma hızı ve günlük diyetimizde bulunması gereken 3 temel besin öğesini ve dengeli beslenme için gereken miktarlarını konuştuk ve bu miktarlara dikkat edilmesi gerekmekte.

Toplum olarak karbonhidrat ağırlıklı beslenmekteyiz Lakin; vitamin, mineral, esansiyel yağ asidi ve amino asit yönünden de tam tersi durum sözkonusu.

Bu yüzden fazla aldığımız her fazla 9,3 Cal’yi vücut makinası ihtiyaç akçesi nev’inden yağ olarak depoluyor. Bunu da şöyle açıklayabiliriz.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

1. Uyku Biliminin Tarihçesi

  • İlk olarak 1834’te Robert Macnish «ölüm ile uyanıklık arası bir dönem» olarak tanımlamıştır.

 

  • Son 60 yılda, geçtiğimiz 6000 yıldan daha fazla bilgi birikimi olmuştur.

 

  • İlk bilimsel deneyler 1907’de Legendre ve Pieron tarafından uykusuz bıraklmış köpekten alınan kanın, yeni uyanmış köpeklere verilmesiyle bu köpeklerin yeniden uyudukları gözlenmiştir. «Hipnotoksin Teorisi»

 

  • 1930’larda Elektroensefalogram (EEG) kayıtlarının yapılmaya başlanması ile uyku ve uyanıklık EEG kayıtlarındaki farklılıklar ortaya çıkarılmıştır.

 

  • Alma Bilim Adamı Habs Berger tarafından uyuyan insan da (kendi oğlundan) ilk EEG kaydı yapılmıştır.

 

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Egzersiz ve Fiziksel Aktivite

Bilinen egzersiz tipleri;

  1. Dayanıklılık Tipi Aerobik Egzersiz: Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, tenis gibi aktivitelerdir. Dayanıklılık türü egzersizlerin haftanın en az 3 günü ve günde 30 dakika olmak üzere uygulanmalıdır. Zaman yokluğu nedeniyle uzun soluklu bir egzersizi tamamlamada sıkıntı çekiliyorsa, aktivite gün içinde daha kısa sürelere bölünerek uygulanabilir. Aralıklı egzersizle sürekli egzersizlerle aynı faydayı sağladığı gözlenmektedir. Orta şiddetteki egzersizlerin yüksek şiddetteki egzersizlere göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürebildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.
  2. Direnç ve Ağırlık Egzersizleri: Bacaklar, kollar, göğüs ve karın bölgesindeki geniş kas gruplarını çalıştıran aktivitelerdir. Hızlı yürüyüş, yük taşıma, serbest ağırlıklar kullanma, ağırlık aletleri ile çalışma. Egzersizler haftada en az 3 günü ve günde 3 set olmak üzere 9-11 tekrarlı şekilde uygulanmalıdır.
  3. Germe Egzersizleri: Daha az kalori yakar, kas boyunu artırır ve uzanma-germe ve eğilmeye yönelik eklemlerin hareketlerini artırır. Yoga, hafif germe egzersizleri örnek verilebilir. Bu egzersiz büyük kas gruplarına yönelik yapılan egzersiz yöntemidir. Haftada en az 3 defa yapılmalı ve kas gergin bir pozisyonda ise 10-30 saniye arası tutulmalıdır. Bu hareket 7-10 defa tekrarlanmalıdır.

Egzersiz ile fiziksel aktive arasındaki tanım farkına bakılırsa; fiziksel aktiviteler, bahçe işlerinde çalışmak, yaprakları tırmık ile toplamak, köpeği gezdirmek ve asansör yerine merdiven kullanmak gibi herhangi bir bedensel hareketlerdir.

Egzersiz ise;  ağırlık eğitimi, aerobik sınıfına giren, özel olarak planlanmış, yapılandırılmış ve tekrarlama amaçlı bir eğitim ile karakterize edilen fiziksel aktivitenin bir alt kümesi olarak tanımlanmaktadır.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, yaşlı yetişkinler de dahil olmak üzere neredeyse herkesin fiziksel ve zihinsel sağlığı için önemlidir.

Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, insanların yaşlanma sürecinde bazı hastalık ve sakatlıkların gelişme riskini azaltabileceği hatta ilaç olarak kabul edilebileceği fikri hâkimdir.

Düzenli egzersiz, kas gelişimi ve dayanıklılık artışı ile vücut yağ oranının düşürülmesi sonrasında bazal metabolizmada artış olarak karşılık verir.

Düzenli egzersiz,  sağlıkta hastalıkta en sık reçete edilen terapilerden biridir. Örneğin, çalışmalar eklem sorunları, kalp hastalığı veya diyabetli kişilerin düzenli egzersizden yararlandıklarını göstermektedir.

Düzenli egzersiz, ayrıca yüksek tansiyon, denge sorunları veya yürümede zorluk çeken insanlara yardımcı olur. Yapılan araştırmalarda artan fiziksel egzersize cevap olarak her iki cinsiyette de % 20-35 ölüm riskinin azalması arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.

Egzersiz esnasında,

  • Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi olduğunda.
  • Baş dönmesi veya bayılma meydana geldiğinde.
  • Çalışılan kas grubunda aşırı yüke bağlı yaralanma olduğunda.
  • Nefes alamama hissi yaşandığında.
  • Kalp atımının egzersize şiddetine bağlı olarak düzensiz olmasında.
  • Aşırı yorgunluk ve halsizlik meydana geldiğinde
  • Dayanılmaz ve sık sık kramplar oluştuğunda
  • Belirli kas gruplarında spazm meydana geldiğinde

Egzersiz bırakılıp en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam Tarzımız ve Sağlık

Yaşam tarzımız direk sağlığımız ve yaşam kalitemizi etkileyecektir. Bunun için bazı önerilerim olacak.

1. Zaman yönetimi

Zamanı yönetmek ve etkin bir şekilde kullanmak sağlıklı bir yaşam tarzına ulaşmak isteyenlerin yapması gereken en önemli şeylerdendir. Günlük rutininizde yapacağınız küçük dokunuşlarla daha düzenli bir hayata ve bu saye de sağlıklı bir hayata da kavuşmanız mümkün.İnsanoğlu için yeryüzündeki en önemli kavramlardan birisi olan ve kesinlikle bedelini ödeyemediği bir kavramdır zaman. Bize günlük 24 altın (24 saat) veriliyor ve ertesi güne de aktaramıyoruz. Sadece yatırım yapma şansımız ve bunu da belirleyen tercihlerimiz.

2. Günlük en az 10000 adım

Metabolizmanızı aktive etmek ve günlük kalori dengenizi sağlamak için ihtiyacınız olan şeylerden biride günlük düzenli egzersiz yapmak. Bunu hayatınıza yerleştirmeniz ve yaşam tarzınız haline gelmesi gerekmekte. Sonuçta bedene hükmeden beyin olduğu için burada ilk adım karar vermekten geçiyor. Kişinin kendi sağlığı ve yaşam kalitesi için yapması gerektiğine kendini ikan etmesi gerekiyor. Sonrası zaten gelecektir.

3. Egzersiz sonrası ne yapalım

Egzersiz öncesi vesonrası tükettiğimiz besinler egzersizin vücudumuz için ne kadar yararlı olacağını belirleyecektir. Sanırım hiç kimse dolu bir mide ile bunu yapmaz.Peki sonrası ne olacak. Spor sonrası beyinden salınan endorfin ağrılarımızı azaltarak serotoninle mutlu oluruz. Tabi bu iyilik hali ve kas yorgunluğu ile ulaşabildiğimiz ne varsa her şeyi tüketiriz. Egzersiz sonrası en iyisi bu tepkiden uzak durmak ama nasıl. Burada şunu düşünebilirsiniz 1 saat koşunca yaklaşık 500 Cal harcarsınız ve yediğiniz 1 porsiyon tatlıda hemen hemen buna denk gelir. O zaman 1 porsiyon tatlıdan aldığınız kalori için 1 saat koşmanız gerekiyor.

4. Hedefe odaklanmak

Hayatta herkesin gerçekleştirmek istediği rüyaları vardır. Sanırım çoğu zaman hedefe giden yolda takılıp kalıyoruz ve mola vermek için bir istasyonda dinleniyoruz. Ve sonrasında ise çoğumuz devam edemiyor. En önemli sebep ise hedefimize ulaşamayacağımızı kabullenip geldiğimiz yerde kalmak ve durumu kabullenmek. Hâlbuki mükemmeliyetçi olmasak hayatımızda her zaman bir B planı olsa sanırım daha rahat ederiz. Bazende hedefi parçalara bölüp adım adım yaklaşabiliriz. Bu sayede de hayatta mutlu olabilir ve çağımızın hastalığı depresyondan uzak durabiliriz.

5.  Enerjisi olumlu olan insanlarla birlikte olun

Özellikle sağlık yaşam tarzı için hem emosyonel hem de fiziksel açıdan önemli bir kavram. Hayata baktığı pencerenin pozitif olduğu ve her olumsuz durumdan olumlu bir yan çıkarabilecek birileri yanınızda olsa nasıl olur. Ya da biraz sohbet ettiğiniz de herşeyinizi kaybetmiş gibi hissettiren biri. Tercih sizin ve bu tercihiniz yaşama bakış açınızı belirleyecektir. Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler  Hayattan ve hayata baktığınız pencereden sürekli her konuda şikayetler yükseliyorsa biraz işiniz zor. Bu durumda yalnız kalmanız muhtemel, Çözüm çok basit hayata baktığınız gözlüğünüzü yenisi ile değiştirin. Alışkanlıklardan vazgeçmek çoğu zaman zordur ama imkansız değildir.

6. Geçmişe bakıp, geleceğe yelken açın

Hayatta her zaman her davranışımızda doğruyu yakalamıyoruz. Ama hayat sanırım inişli ve çıkışlı hali ile güzel. Önemli olan hatalarımıza takılmadan onlardan aldığımız güç ile geleceğe yönelik daha sağlam adımlar atmak. Bu şekilde yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz.

7. Farklı gıdalar tüketin

Hayatımıza farklı besinleri ve damak tatlarını sokmamız gerekmekte. Bunun için günlük beslenme tarzımızda ufak değişiklikler yaparak çeşitlendirmemiz ve karbonhidrat ağırlıklı yaşamdan kurtulmamız gerekiyor. Protein ve en önemlisi de sebze ve meyvelerde bulunan diyetimizde bulunması gereken vitamin ve mineraller. Ancak bu şekilde sağlıklı bir yaşam ve yaşam tarzına sahip olabiliriz

8. Erteleme hastalığı

Şimdi başlayın ve ertelemeyin. Bunu kendimize slogan haline getirmemiz gerekiyor. Günümüz dünyasında bizi asıl hedeflerimizden uzaklaştıran o kadar malayani meşgaleler var ki. Bunlarda maalesef asıl hedeften alıkoyarak odak noktamızı dağıtıyor. Ve sonrası ise erteleme ve bir noktadan sonra bu bir hastalık haline geliyor. Her şeyin zamanında yapılması gerekiyor. Ertele ertele nereye kadar. Sanırım sonu yok.

Karar verin başlayın ve kendi hayatınıza bir dokunuş yapın.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Neden Besin Desteği Kullanmalıyız

Besin Destekleri ve Önemi

Özellikle son 50 yıl içerisinde endüstriyel tarım ve hayvancılık yaygınlaşmıştır ayrıca büyük şehirlerde yaşayan nüfusun artması nedeniyle gıdaların taşınma, depolanma ve saklanma süreleri çeşitli nedenler ile uzamaktadır.

Merada serbest olarak beslenen hayvanlar ve doğal gübreleme yöntemleri kullanılarak zenginleştirilmiş topraklarda geleneksel tohumlar ile yapılan doğal tarım oransal olarak çok azalmıştır.

Ayrıca birçok ürün henüz tam olgunlaşmadan toplanıp depolanmaktadır.

Tüm bunların neticesinde tükettiğimiz gıdalarda bulunması gereken vitamin, mineral, antioksidanlar ve omega 3 gibi sağlığımız için elzem olan mikrobesinler yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu mikrobesinlerin eksiklikleri kronik dönemde birçok hastalıklar açısından risk oluşturmakta ve toplumda artan hastalıkların önemli bir kısmında da rol oynamaktadır.

Besin destekleri, gıdalarınızda zaten var olması gereken ancak gıdalardaki endüstrileşme nedeni ile ne yazık ki yeterli miktarda bulunmayan bu mikrobesinleri sadece doğal kaynakları kullanarak en sağlıklı şekilde size sunmaktadır.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Detoks

Sağlıklı yaşam için seçimleriniz sizi istediğiniz yere ulaştıracaktır. Burada önemli olan sizsiniz ve güç sizde. Bunun için öncelikle toksinlerden kurtulmamız gerekiyor. Detoks ihtiyacı çağımızın ihtiyacı haline geldi. Günlük koşuşturmacada o kadar toksik etkene maruz kalıyoruz ki bunlardan kurtulmanın farklı yolları var. Ama bu konuda lütfen profesyonel destek alın. Kulaktan dolma bilgilerle iç dengenizi bozmayın. Bununla ilgili sağlıklı yaşam rehberlerine göz atabilirsiniz.

ileDoç. Dr. Mustafa SAYGIN

Mor ve Minnak (Yaban Mersini)

Yaban Mersini
Yaban mersini, Vaccinium cinsinin genellikle Kuzey Yarı kürenin soğuk iklimlerinde bulunan 140 civarındaki türünden biridir. Çay üzümünün amcasının oğlu olan yaban mersini, nadiren diz üstü boya ulaşabilen çalılık bir bitkinin koyu mor ve tatlı meyvesidir. Olgunlaşmış yaban mersini kuşlar için tam bir ziyafet ve ormanda yürüyüş yapanlar için eşsiz bir ikramdır. Yaban mersini genellikle yabani olarak yetişir, çünkü yetiştirilmesi çok zordur. Yaklaşık 100 gramında 57 kalori bulunan yaban mersini, A, C, E ve K vitaminleriyle kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gibi vücudumuz için gerekli birçok minerali de içinde barındırıyor. Eskiden sadece diyetisyenlerin yemek listesindeyken günümüzde birçok insan tarafından tercih edilir oldu. Muazzam çiçeklerine baktığınızda yaban mersininin, reçel, turta ve meyve püresi, likör ve şaraba, mutfak zevkleriyle ilgili birçok alanda kullanılması şaşırtıcı gelmez. Bir şifalı bitki olarak yaban mersini yüzyıllar boyunca ishal tedavisinde ve dolaşımı güçlendirmek için kullanılmıştır. Yaban mersininin şifalı bir bitki olarak kullanımı Orta Çağ’ın ilk zamanlarında başlamıştır. Yaban mersini yapraklarından demlenen çay, diyabet tedavisinde kullanılan bir halk ilacıydı. Taze, kurutulmuş ya da ilaç haline getirilmiş meyveler özellikle çocuklarda ishali tedavi etmekte; bulantı, kusma ve mide kramplarında ve bağırsak yolu için tonik olarak kullanılırdı. 1500’lü yıllarda Avrupalı, özellikle Alman bitki uzmanları idrar yolları enfeksiyonu, mide şikayetleri ve başka rahatsızlıklar için tavsiye ediyorlardı. 18. yüzyılın ve 19. yüzyılın ilk yarısında yaşayan bitki uzmanları yaban mersinini özellikle dizanteri ve ishal tedavisinde kullandılar. İkinci Dünya Savaşı boyunca İngiliz savaş pilotları yaban mersini reçeli yedikten sonra görüş güçlerinde gelişme olduğunu bildirmişlerdi. Bu bilgi araştırmacıların dikkatlerini bu alana yöneltmiştir.

Uzm. Dr. Selçuk YAŞAR